Inca News Haber Portalı

Inca News Haber Portalı Inca News Haber Portalı

Son Dakika
Usame Bin Ladin

Usame Bin Ladin
Güncelleme: 15:46, 28 June 2016 Tuesday


11 Eylül Saldırıları

Usame Bin Ladin'in 11 Eylül saldırıları hakkındaki açıklaması.


  • Paylaş


11 Eylül saldırılarının baş aktörü konumundaki Usame Bin Ladin, olayın üzerinden 3 ay geçtikten sonra bir bildiri yayınlayarak saldırıların sorumluluğunu üstlendi. Dünyanın gündem ve yönünü bir anda değiştiren bu olayın tarafı durumundaki Ladin'in yapmış olduğu açıklamayı sansürsüz bir biçimde yayınlıyoruz.
 
Hamd Allah'ındır.
O'nu över, O'ndan yardım diler, O'ndan affedilmeyi ister, nefsimizin ve amellerimizin kötülülüklerinden O'na sığınırız.

(Hidayet isteyipte) Allah'ın hidayet verdiğini, kimse saptıramaz.
(Sapmak isteyipte) Allah'ın saptırdığına da hidayet yoktur.

Allah'tan başka ilah olmadığına, O'nun birliğine, ortağı olmadığına,
Hz. Muhammed'in O'nun kulu ve peygamberi olduğuna şahitlik ederim.

Evrensel küfre, küfrün başı Amerika'ya karşı yapılan kutsal saldırılardan 3 ay sonra ve İslama karşı yapılan vahşi haçlı saldırısının üzerinden geçen yaklaşık 2 ay sonra, bu olayların gösterdiği işaretlerden bahsetmemiz bizi olgunlaştıracaktır.

Bu olaylar müslümanlar için çok önemli olan pek çok şeyleri ortaya çıkardı.

Genel olarak Batı, özel olarak onun başındaki Amerikanın, tanımlanamayacak derecede İslama karşı bir kin taşıdıkları, çok net bir şekilde ortaya çıktı ve müslümanlar çeşitli şekillerde amerikan uçaklarından peşpeşe atılan bombaların altında aylarca yaşayarak, bu bilginin gerçekliğini anladılar.

Nice günahsız köyler yok edildi. Nice milyonlarca mazlum kadın, erkek, çoluk, çocuk bu şiddetli soğuklarda memleketlerinden kovuldular, bugünlerde Pakistanda çadırlara sığındılar. Onların günahları yoktu. Soyut bir şüphe yüzünden Amerika bu vahşi saldırıyı yaptı.

Amerika ile aramızdaki kavganının hakikati üzerine vurgulama yapmak istiyorum. Bunun çok önemli olması sadece müslümanlar için değil, tüm dünya içindir. (Amerika) aleyhlerinde bir delil olmaksızın bu (Afgan ) topluluğunu , Allah yolunda göç ve savaşa maruz bıraktı. İşte bu, azgınlık, zulüm ve (kasıtlı) düşmanlıktır.

20 seneden beri Arap (kökenli) mücahidlerin tarihi, (Allah'ın sayesinde) gayet açıktır. (Herkes tarafından bilinmektedir.) Sovyetler Birliği eliyle Afganistandaki masumlara ve çocuklauklara karşı tüm çıplaklığı ile iğrenç bir terör - saldırı ortaya çıkınca, bu arap mücahitler Allah rızası, Allah'ın dinine ve müslümanların mazlumlarına yardım için, toplumlarını, ailelerini, okullarını ve işlerini terk ettiler. Bugün iddiacıların iddia ettiği gibi masumları öldürmek için gitmediler. Bu akıldışı bir iddia. Bilakis mazlumlara yardım için gittiler. Amerikan tarihi ruslara karşı mücadele eden ve onlara karşı savaşanların , Mücahidler olduğunu onaylıyor.

Ne zaman ki, Arap mücahitler - Allah'ın sayesinde - Filistinli mazlumlara - masum çocuklara - yardım ettiler, işte o zaman Amerika kızdı ve Afganistandaki mücahitlere sırtını döndü.

Adem - Selam ona olsun - 'den bu yana insanlığın birleştiği - ittifak ettiği- bir yer olan Filistinde, şu anda olanlar, açık bir realitedir. Oradaki bazı insanlar pek çok meselelerde ihtilafı körükleyip bozgunculuk -fesatçılık- yaparken, bazıları da bozgunculuktan ( Allah korusun) uzak duruyorlar. Ancak kendilerini -bu meselerden- uzak tutanlar, gelecekteki olması muhtemel düşmanlık ve zulüme ortak olmaktadırlar. Bazı anlaştığımız insanlar var ki, onlara zulüm yapma ve düşmanlık gösterme konularında bir şeyler isabet ettiği halde, masum çocukları öldürmezler.

Bugün filistin'de olanlar -kasıtlı bir şekilde- çocukların öldürülmesidir. Bu iş büyük bir çirkinlik, zulüm, düşmanlık ve insanlığı tehdit etmektir.

Tarih, çocukları öldüren, emsaline az rastlanan birilerini bize öğretmişti. O da Firavun'un yoluydu. Bu bela İsrailoğullarının - Musevilerin- başına gelmiş, Allah'ın yardımı ile onlardan kurtulmuşlardı.
" Hani Allah Firavun sülalesinden -yandaşlarından- sizi kurtarmıştı, onlar size en ağır işkenceleri uyguluyorlar, erkek çocuklarını öldürüyor, kızları ise sağ bırakıyorlardı..." - (Bakara - 49)

Çocukların öldürülme işi zulmün, küfrün ve düşmanlığın başı olan Firavun'u bu yönüyle meşhur yaptı.

Fakat; İsrailoğulları kendilerine yapılan bu zulmü, aynısıyla filistin'deki çocuklarımıza yapmaya başladılar. Bütün dünyanın gözünün önünde, İsrail askerleri Muhammed Durra -Babasının arkasına saklanırken vurulan - ve diğerlerini öldürüyorlar.

Farklı milletlerden olmalarına ve aralarındaki ihtilaflara rağmen bütün dünya, bu fiili red edip kınadılar. Fakat Amerika, haddi aşarak umursamaz bir tavır sergiliyor. Filistin'de evlatlarımıza karşı haddi aşan bu topluluğun zulmünü onaylıyor. Yüce ve noksanlıklardan uzak olan Allah'ın açıkladığı gibi, eğer bir kişi azgınlaşıp haddi aşarak, haksız yere bir başka kişiyi öldürürse, bu çok çirkin ve kötü bir iştir. Lakin ondan daha çirkin olanı ise masum çocukları öldürmektir. Allah (cc) buyuruyor ki ; " ... Bu sebeple İsrailoğullarına bildirdik ki, yeryüzünde fesat çıkartan -bozgunculuk yapan- ve kısas olarak öldürülenler hariç, kim bir kişiyi öldürürse, sanki insanların hepsini öldürmüş gibi olur. Kim de onu kurtarırsa, dünyadaki herkesi kurtarmış gibi olur....." ( Maide-32)

Gerçekten onlar bütün dünya çocuklarını öldürmüş gibiler, İsrail ve onun arkasındaki Amerika.

Bugün Filistin'de çocuklarımızı öldüren İsrail yarın Tebuk, Cufuf ve diğer yerlerde öldürmeye başladığında çokbilmişler ne yapacaklar acaba ? İsrail; zulme çanak tutan ve kutsallığı zafiyet içinde olan kitaplarında iddia ettikleri -vaadedilen topraklarını- genişlettiklerinde , "- Hedefimiz Medine şehri." dediler. Gene bu çokbilmişler ne yapacaklar? Tabii ki, siyonist Amerika lobisine boyun eğecekler.

Akıl ve fikir sahibi olanlar, bugün Muhammed Durra ve arkadaşlarının başına gelenlerin, yarın kend,i çocuklarının ve kadınlarının başına geleceğini bilmelidirler.

Son derece önemli bir durum. Amerika terörizmle mücadele bahanesiyle çok iğrenç yöntemlerle Filistin ve Irak'ta mücadele ediyor. Baba Bush, bu uğursuz adam, 1 milyondan daha fazla Iraklı çocuğun ölümüne sebep oldu. Ayrıca onlardan başka nice yetişkin erkek ve kadınların da.

11 Eylül olayları, Filistin’de, Irak’ta, Somali’de, Güney Sudan’da, Keşmir’de, Asam’da ve diğer yerlerdeki evlatlarımıza yapılan sürekli zulme karşı bir tepkidir. Bu iş ümmeti esirliğe yöneltiyor. İnsanların uykularından uyanıp, insanlığın tümünü tehdit eden bu felakete karşı, bir çözüm yolu bulmak için uğraşmaları gerekir.

Oysa onlar bu eylemleri hakir gördüler, olayları eski olaylarla irtibatlandırmadan değerlendirdiler. Onların bakış açısı kısır, uygunsuz, özgür olmayan, şeri kurallara uymadığı gibi, akla da muhalifti. Onlar amerikanın ve basının bu olayları kınadığını görünce, hemen kınamaktan başka bir şey yapmadılar.

Onların misali, kuzuyu gören kurdun misali gibidir. Kurt kuzuya -" sen geçen sene benim suyumu kirletmiştin." demiş. Kuzunun -" ben o değilim." Cevabına kurt, -" tabii sensin." Diye yinelemiş. Kuzunun -" Ben daha bu sene doğdum." İtirazına da , -" öyleyse o senin anandır. Benim suyumu o kirletmişti." Deyip, bu kuzuyu yemiş. Bu esnada zavallı kuzunun annesi kurdun dişleri arasında yavrusunu görünce, içindeki şefkat hisleri kabardı ve kurda boynuzları ile saldırdı. Buna karşılık kurt, bu saldırgana bakın bana saldırıyor diye bağırınca , etrafındakiler papağan gibi kurdun dediğini tekrarlamışlar ve bu koyunun kurda karşı boynuzları ile saldırmasını suç olarak kabul ediyoruz demişler. Peki kurdun koyunun yavrusunu yerken sizler neredeydiniz?

Bu kutsal saldırılar, Filistin, Irak ve diğer topraklarımıza yapılan saldırılara karşı bir tepkidir. Ki; Bush şiddetli hava saldırıları ile Irak'a saldırıp binlerce müslüman kanını akıtarak bu zulüm ve düşmanlık siyasetini pekiştirmişti.

Allah'ın sayesinde olan bu kutlu tepki ve saldırılar, bizlere büyük işaretlerde bulunuyor. Çok açık bir şekilde gösteriyor ki; bu kibirli kuvvet asrın en ahmağıdır. Amerika büyük bir ekonomik güçle ayakta durmakta ama Allah'ın yardımı ile yıkılışına çok az kaldı.

Bunun için uğraşanlar 19 arap devleti değildi. Onların orduları, bakanları harekete geçmediler. Çünkü onlar; gerek filistinde gerek diğer yerlerde üzerimize gelen zulüm ve itaat üzerine ehlileştirilmişlerdi. Ancak 19 lise düzeyinde eğitimli gençler - Allah'tan amellerinin kabulünü ümit ediyorum.- Amerika'nın tahtını salladılar. Allah'ın sayesinde amerikan ekonomisini ve en büyük askeri kuvvetini canevinden vurdular.

Burada bizim için açık bir işaret var. Bu yokedici, faize dayalı uluslar arası iktisadi güç, askeri gücü de yanına alarak, zayıf milletleri zillet ve küfrün içine almak için, Amerikaya hizmet etmekte ve onları kolayca yıkmaktadır. Bu kutsal saldırılar Amerikayı - onların itiraflarıyla- New york ve diğer borsalarda (Allah'ın sayesinde) ! trilyon dolardan daha fazla hasara uğrattı. Hemde basit imkanlarla, düşmanlarının imkanları ile, onların okullarında eğitim görerek, büyük kamplarda eğitim görmeden. Allah bu gençlerin önünü açtı . Hürriyeti yalnız beyaz ırka tahsis eden, kibirli Amerikan milletine acımasız bir ders vermeyi onlara nasip etti.

Diğer milletler aşağılık ve köleliğin nasıl olduğunu gördüler. Önceden Irak'ta olduğu gibi, bizim - Amerika tarafından - vurulmamız esnasında kıllarını bile kıpırdatmıyorlar belki de alkışlıyorlar.

Diyorum ki; Amerikan askeri kuvvetleri Afganistan'da bir şov yaptı. Son döneemde bütün kinlerini bu mazlumların üstüne kustular. Fakat biz, bu kibirli kuvvete karşı nasıl bir direniş göstereceğimiz konusunda, çok önemli ve büyük dersler aldık.

Örnek olarak, cephe hattının düşmanla beraber uzunluğu 100 km.'ye ulaşırsa, bu hattı geniş tutmak gerekiyor. Bu anlamda derin bir savunma hattı veya 100, 200, 300 mt. Genişliklerde hatlarla yetinmeyip, uzunluğu birkaç kilometreye çıkarıyoruz. Cephe boyunca hendekler kazıyor ve oralarda küçük, hafif, hareket kabiiliyeti yüksek kuvvetler oluşturuyoruz. Bombalanma esnasında bir hattan diğer hatta, bir savunma grubundan diğerine geçişleri yapıyoruz. Kabil ve kuzey hatlarında amerikan saldırılarında bundan istifade ettik. Amerika, buu şekilde senelerce -Allahın izniyle- mücahidlerin hatlarını kıramaz.

Bilindiği gibi, başka bir bakış açısına göre savaş, iki unsurdan oluşur. Can (kişinin savaşması) ve mal (silah satın alınması gibi) unsurları. Bu iş allah'ın kitabında da pek çok ayetlerde bildirilmektedir.
" Allah cennet karşılığında, müminlerin nefislerini (canlarını) ve mallarını satın aldı...." (Tevbe-111)

Mallarla ve canlarla, sonra Amerikan askeri üsleri ile aramızdaki mesafe cidden çok fazla. Silahlarımız onların uçaklarına ulaşamıyor. Onlar büyük hava savunma vasıtalarına sahip olarak bombalıyorlar. Ayrıca ekonomik silahları da var. Ekonomik silahları tükendiğinde kendi canlarının derdine düşüp, zayıf ülkeleri köleleştirmekten uzak kalacaklar.

Diyorum ki; mümkün olan her türlü vesileler ile amerikan ekonomisinin vurulmasına yoğunlaşmak cidden önemlidir. Bunlar güya insanlığa ve hürriyete çağırıyorlar. Biz burada onların gerçek yüzlerini gördük. Bir insanın yok olması için bir kıymık, ağırlığı 7 gram olan bir patlayıcı yeterlidir. Amerika sahip olduğu kin ve düşmanlığının neticesinde Talibana, müslümanlara, havadan ağırlığı 7 tona ulaşan bombalar atıyordu. Ey hesap kitaptan anlayanlar, yani bu 7000 kg. veya 7 milyon gram anlamına gelir, yani 1 milyon insanı öldürebilecek bir bomba. Nairobi'de gençler (Allah şehadetlerini kabul etsin) 2 tondan daha az patlayıcı patlattırarak yaptıkları operasyondan dolayı , Amerika onları kitle imha silahı kullandıklarını iddia etti. Oysa kendi bombalarının her biri - toplamı değil- 7 ton, ama onlar için yasak yok.

Savunma bakanı sebepsiz yere bir köyü komple bombalayarak yok ettiklerinde, ne yaptıklarının bilincinde idi. Asıl amaçları, onların arap misafirlere yakınlık ve misafirperverlik göstermelerine karşı onları korkutmaktı.
Savunma bakanı ortaya çıktı ve, " - bu bizim hakkımız ." dedi. Evet müslüman olan, amerikalı olmayan halkları yok etmek, onların hakkı.

Bu apaçık suçtan başka bir şey değildir. Onlardan her işittiğimiz şey ise , ancak apaçık yalan ve apaçık hatadır.

Günler önce Host'ta, El-Kaide merkezi olduğu iddiasıyla mescidi bombaladılar. Oraya güdümlü bir bomba gönderdiler ve bir hata oldu dediler. Araştırmadan sonra ortaya çıktı ki, teravih namazından sonra alimler, kahraman mücahit komutan Şeyh Celaleddin Hakkani ile beraber bir toplantı yapmaktaymışlar. O komutan, sovyetler birliğine karşı yapılan önceki cihadın en meşhur komutanlarından biri idi. Ayrıca Afgan topraklarında bu Amerikan ihtilaline karşı idi. Mescidi müslümanlar içeride iken bombaladılar. 150 kişi katledildi. ( Kuvvet ve kudret ancak Allah'a aittir. Selam şeyh Celal'e -olsun- Allah'tan onun ömrünü mubarek kılmasını niyaz ediyorum.) Bu bir haçlı kini, uyanık olun.

Onlar düşünmeksizin söz söyleyip duruyorlar. " - biz terörü boyun eğdiriyoruz." diyorlar. Bizim terörümüz amerikaya karşı. Bu övülesi terör, zalimi zulmünden defetmek ve çocuklarımızı katleden israilden desteğini kaldırmak için yapılmaktadır. Bu çok açık bir şeydir. Hala anlamıyor musunuz?

Amerika ve batının başta gelen ülkeleri, filistindeki savaşan Hamas, islami cihad ve diğer örgütleri terör örgütleri olarak isimlendiriyorlar. İnsanın kendi nefsini koruması nasıl terör olur. O zaman hangi şey meşrudur.

Savunmamızda görüş ayrılığı yok. Filistinde savaşan Hamas'taki kardeşlerimiz arasında da yok. Biz; Allah sözünün yüce olması, inkarcıların alçalması, filistin ve diğer yerlerdeki zulümlerin kaldırılması, ve "La ilahe illallah" uğruna savaşıyoruz.

Bu iş açıklandığı gibidir. Her akıllı müslümanın yorumlardan herhangi bir yorum altında bu çukurda durması gerekmez. Bu, en tehlikeli, en zorba, en vahşi haçlı, yüce İslama karşı saldırıyor. Allah'ın izniyle Amerika'nın sonu yakındır. Onun sona ermesi, bu fakir kulun varlığına bağlı değildir. Üsame öldürülebilir veya geriye kalabilir. Allah'ın sayesinde uyanış başladı ve operasyonlardan pek çok kazançlar sağlandı. Allah'tan bu gençlerin şehadetlerini kabul ile onları peygamberler, sıddıkler -doğrular- , şehitler, ve salihlerle bir araya getirsin. Onlar ne güzel arkadaştırlar.

Bu gençler çok büyük ve muhteşem bir işi gerçekleştirdiler. Allah en büyük mükafatla onları mükafatlandırsın ve ana babalarına çok değerli bir hazine olmayı nasip etsin. Onlar müslümanların başlarını yukarı kaldırdılar. Allah'ın izniyle Amerikaya unutamayacakları bir ders verdiler.

ABC kanalıyla yapılan ropörtajda geçtiği gib, Amerikayı uyardım. Amerika Harameyn - İki harem, Mekke ve Medine - çocukları ile girdiği bu kavgada Vietnam(da yaşadığı) halleri unutmayacak. -hatırlayacak- Bu Allah'ın sayesinde olacak. Sır değil, Allah'ın izniyle daha büyüğü olacak.

Harameyn'den 15 delikanlı çıktı. - Allah'tan şehadetlerini kabul etmesini diliyorum - İman topraklarından. Müslümanlar için imana dönüşün olduğu en büyük hazine orada. Peygamberimizin nurlu medineye dönüşü gibi.

İki delikanlı da arap yarımadasının doğusundan BAE -Birleşik arap emirliği- den çıktı. Ve diğer biri Şam'dan Riyad El-cerrah Ve yine Mısır'da kinane topraklarından Muhammed Atta. - Yüce Allah'tan hepsinin şehadetlerini kabul etmesini diliyorum.-

Onlar bu hareketleriyle, büyük bir rehberlikte bulundular.
Gerçekten büyük bir rehberlik.
Ve kalplerinde, onları pekçok gerekliliğe çağıran imanlarını ispatladılar.
Ve "Allah'tan başka ilah yoktur." ilkesi için canın feda edilmesine davet ettiler.
Hak ve iyilik yolunda büyük bir kapı açtılar. Kim diyor ki? canfeda -şehitliği isteme- operasyonları caiz değildir. Onların seslerini ancak basında duyabiliyoruz. Onlar ancak azgınların, Amerikalıların, ve onun uşaklarının sınırtanımaz arzularını yansıtıyorlar.

Doğudan batıya kadar 1 milyar 200 milyon islam ümmeti her gün Filistin'de , Irak'ta, Somali'de, Güney Sudan'da, Keşmir'de, Filipinler'de, Bosna'da, Çeçenya'da, Esam'da kesiliyor. Onların seslerini duyamıyoruz

Ne zaman bu mazlumlar, dinlerinden dolayı canlarını ortaya koyarak belirli bir direnişte bulunsalar, bunların -aykırı- sesleri yükseliyor. 1 milyar 200 milyon müslüman kesiliyor, bunlarda merhamet yok. Ama onlardan biri direnişe başlasa, onu korumak için hepsi ayaklanıyorlar. Azgınlar ne istiyorsa onu yansıtıyorlar. Bunlarda ne akıl ne de anlayış var.

" La ilahe illallah" davası için, insanların kendisini feda etmesinin açık bir delili; oğlan çocuk, kral, büyücü ve rahip hadisidir. Buradan çıkan başka bir anlam ise, zafer ancak insanların düşüncelerini etkileyen, görünen bir gayretle, ilke ve prensiplere kuvvetle bağlılıkla mümkündür.

Allah Hendek ehlini kuran'da zikretti. -andı- ve onları imanlarında sebat etmelerinden dolayı, övgü bağlamında ebedileştirdi. Kafirler onları, imanları ve hendeklerdeki ateşe girmeleri arasında tehdit ettiler. Allah'ı inkar etmektense, ateşe girmeyi tercih ettiler. Zalim kral bunların sürüklenerek hendeklere getirilmesini emretti. Derken kucağında çocuğu olan bir kadın getirildi. Kadın ateşi görünce, çocuğu için endişelendi. Sonra çocuk ona - Hz. Peygamberin dediği gibi- "- anneciğim sabret. Zira sen Hak üzerindesin."

Müslüman olan kimse - Bunlar bu hareketi yapmakla neden istifade ettiler?- demez. Onlar Allah'ın rızasını kazandılar. Ve onlara Allah ebedi cenneti vaad etti. Zafer, sadece fiziksel eylem değildir. Ancak zafer, ilke ve prensiplere sebat etmektir.

Hz. Peygamberin naklettiği oğlan çocuğu hadisine (Müslim-kıssalar bahsi) dönecek olursak. Oğlan çocuğu, insanların yolunu kesen canavara karşı taşı eline aldığında -ilminin azlığı sebebi ile- Rahip ve sihirbazın arasındaki kararsızlığı devam ediyordu. " - Rahip mi üstün, yoksa sihirbaz mı? Bugün öğreneceğim." Bilgisinin azlığından, hangisinin daha üstün olduğunu bilmiyordu ve kendini ikna etmeliydi. Allah'tan hangisinin daha üstün olduğunu kendisine göstermesini istedi. " - Eğer Rahip Allah'a daha sevgili ise bu canavar ölsün." niyetiyle yerden bir taş alıp attı. Canavar öldü. Rahip çocuğa gelip, "- sen bugün benden daha üstün oldun." dedi. İşte rahibin bu sözleri, onun ilmi ve çocuğun cahaletine rağmendi. Allah bu çocuğun kalbini iman nuru ile nurlandırmıştı.
Ve böylece " La ilahe illallah" için can feda edilmeye başlandı.

"La ilahe illallah" davası için kafalarını avuçlarının içinde taşıyan İslam gençleri, alimlerden bu emsalsiz kelimeyi söylemelerini bekliyorlar. Yani oğlan çocuğuna söylenen sözü "- Siz bugün bizden efdalsiniz -daha faziletlisiniz- "

İşte bu hakikat, - Hadiste peygamberimizin dediği gibi.- bu dinin fazilet ölçüsüdür. İman ölçüsü sadece ilim değil bilakis ilim ve onunla amel etmektir. (uygulamaktır)

-peygamberimizin dediği gibi- " .... Kim onlarla eliyle cihad ederse Mü'mindir. Ve kim onlarla kalbiyle cihad ederse mü'mindir. Bu kadarını da yapamayanlarda hardal tanesi kadar da iman yoktur. (Müslim)

Onlar büyük küfürle elleri ve canları ile cihad ettiler. Yüce Allah'tan onların şehadetlerini kabul etmesini niyaz ediyorum.

Bunlar, -Peygamberimizin dediği gibi-, " Şehidlerin efendisi Abdulmuttalibin oğlu Hamza ve kalbini Allah'ın nurlandırdığı kişi olacaktır. Bu kişi zalim hükümdara direnişe başlayan ve ona karşı iyiliği emredip kötülükten sakındırmaya çalışıp, haksızlıklara engel olmaya çalışırken öldürülen kişidir." ( Taberani-M evsat) Bu kazanç, tabiinin belki de sahabe-i kiram'ın (peygamber arkadaşları) - Allah onlardan razı olsun - erişemediği çok büyük bir kazançtır. Allah onları şehidlerin efendisinin makamına yükseltti. Tabii ki bu, peygamberimizin ümmetine verilmiş bir teşviktir. Akıllı bir müslümanın "- bununla ne mümkün olabilir?" demesi nasıl mümkün olabilir. Bu apaçık bir sapıklıktır. Allah'tan size bağışlanma diliyorum.

Allah bu gençlere, dünyadaki küfrün başı Amerikaya ve onun destekçilerine -sizler batılsınız, sapıklarsınız- demenin yolunu açtı. " La ilahe illallah" davası için canlarını ortaya koydular.

Bu büyük olaylar vesilesi ile söz çok uzadı, fakat ben sözlerimi kısaltacağım ve sözü Amerikaya karşı askeri ve ekonomik mücadelelerin devamının önemine bağlıyorum. Allah'ın sayesinde Amerika geri çekildi. Gün be gün ekonomik çöküşü devam ediyor. Fakat başka saldırılar da gerekiyor. Gençler Amerikan ekonomisinin bağlantı noktalarını bulup, Allah'ın izniyle vurmalılar.

Bitirmeden önce, ümmetin alnından utanç izini kaldıran, Hz. Muhammed'in yolunda giden bu kahramanları, bu büyük şahsiyetleri, bu büyük devleri anmak, beni çok onurlandırıyor.

Bundan sonra bir noktayı da açıklamalıyım. Bugün Taliban ve özellikle arap mücahitler üzerine, uzun bir süreden beri Afganistanda olan savaşlar, Amerikan hükümetinin aczini, zayıflıklarının boyutlarını ve askerinin mutluluğunun sınırlarını açıkça ortaya çıkardı.

Askeri teknolojideki bu ürkütücü gelişmelere rağmen, bu münafık ve dinden dönmüşlerle beraber yeni bir şey yapmaya güç yetiremediler.

Bir rus ihtilali ile gelen Babrak Karmal ile azledilmiş başbakan Burhaneddin - ki din ondan uzaktır- arasında bir fark yok. Bu ikisinin arasındaki fark ne? Biri rus devrimi ile islam topraklarının başına geldi, diğeri de Amerikan devrimi ile. Bu olay bile -daha önce belirttiğim gibi- amerikan ordusunun zaafiyetini gösteriyor. Bu Amerikaya karşı gençlerin gayret ve cihada çaba için fırsatı ele geçirme imkanını gerektiriyor.

Sözlerimi bu kahramanları anmak için bazı şiir beyitleri ile bitiriyorum.

Ki onlar;
Hicaz toprağından, iman toprağından, Ğamid ve Zehrandan, ve Beni şehirden, ve Harebden, ve Necidden, Mekke-i Mükerremeden, Medine-i Münevvereden,
Salim ve Newwaf hazimi ve Halid Muhtar, dünya nimetlerini terkederek direnişe kalktılar. Allah şehadetlerini kabul etsin. amin
.
Onları bilenmiş ve keskin görüyorum,
zorluklara karşı çarpışırken, şiddetle saldırırken.

Boşluğa gülümseyerek Rableri için canlarını feda edenler
ne kadar da farklılar

Ve kılıç onları kederle izliyor.
Onların korumasız çağrılarına karşı gögüslerine saplayanlar

Eğer zalimin karanlığı kapatılırsa,
çetin sıkıntıları yakalarız.

Ve kanla dolup taşan vatanımızda
zalim hala saldırmaya devam ediyor.

Ve meydanlardan atlar,
ve dişlerin parıltıları görünmez oldu.

Davul ve çalgıların ezgileri onları övüyor.
Sen onla konuşurken, şiddetli rüzgarlar onun saraylarını harab etti.

Saldırıları durdurmayacağız,
yoldaşlarımız ölünceye kadar.

 



 



İlgili Konular » Usame bin Ladin | 11 Eylül |

  • Paylaş

En Çok Okunanlar