Inca News Haber Portalı

Inca News Haber Portalı Inca News Haber Portalı

Son Dakika
James Petras

James Petras
Güncelleme: 19:21, 04 April 2015 Saturday


21. yüzyıl Sosyalizmi

petras


  • Paylaş

21. yüzyılda sosyalizme ilişkin perspektifleri incelemek için, sosyalist projeye şekil veren temel önermelerden bazılarını hatırlamak gerekir.

Dahası, çarpık yapıları ve başarısızlığa uğrayan politikaları anımsamanın büyük önem taşımasının yanı sıra, 20. yüzyıl sosyalist rejimleri tarafından erişilen temel ilerlemelerin bazılarını da hatırlamak önemlidir.

En temel anlamda “sosyalizm”in, kapitalizm altında olduğundan daha iyi bir maddi hayata dönük bir araç olduğunu hatırlamak önemlidir: daha yüksek yaşam standartları, daha geniş siyasi özgürlük, koşullarda toplumsal eşitlik ve iç ve dış güvenlik. “Saygı”, “haysiyet” ve “dayanışma”, sadece bu temel maddi hedeflere eşlik eden şeyler olarak anlaşılmalıdır, ikameler olarak değil. “Saygı” ve “haysiyet”e, uzun vadeli, geniş ölçekli mahrumiyet, fedakârlık ve maddi ilerlemenin gecikmiş biçimde yerine getirilmesi koşulları altında ulaşılamaz. Adaletin soyut ilkeleri adına maddi yaşam standartlarından “fedakârlığı” idealleştirerek “sosyalist” olduklarını iddia eden hükümetler, modern dinamik bir sosyalist hükümetten çok dini düzenin “ruhani sosyalizmi”ne yakındırlar.

Toplumsal dönüşümler ve kapitalist mülk sahiplerinin sosyalist devlet tarafından tasfiye edilmesi, sadece, yeni düzenin verimliliği, çalışma koşullarını ve sosyalist kurumların tüketicilerine karşı sorumluluğu geliştirebildiği takdirde haklı çıkarılabilir. Örneğin, bazı sosyalist rejimlerde, “devrimci atak” kisvesi altında devlet, “kapitalistleri tasfiye etmek” adına müdahale ederek, binlerce küçük ve orta boy kentli perakendeci işletmeyi imha etmişti. Sonuç bir felaketti: dükkânlar kapalı kaldı; devlet küçük işletmeler yığınını örgütlemekte beceriksiz oldu ve işçilerin büyük bir kısmı hayati hizmetlerden yoksun kaldı.

20. yüzyıl sosyalist devletleri işçilerin çoğunluğuna hizmet eden verimli ve eksiksiz sağlık, eğitim ve güvenlik sistemleri inşa ettiler. Sosyalist devletlerin çoğu, doğal kaynaklar üzerindeki yabancı denetimini ve sömürüsünü ortadan kaldırdı ve bazı örneklerde çeşitlendirilmiş endüstriyel ekonomiler geliştirdiler. Bütün hepsinde, yaşam standartları yükseldi, suç oranı düştü, istihdam, emeklilik ve refah sağlandı. Ancak 20. yüzyıl sosyalizmi, derin yapısal krizlere önayak olan derin çelişkilerle bölünmüştü. Bürokratik merkeziyetçilik işyerindeki özgürlüğü yok saydı ve kamusal tartışmalar ile halk katılımını kısıtladı. Kamusal otoritelerin “güvenlik” üzerine yaptıkları aşırı vurgu, yeni fikirleri, girişimciliği, bilimsel ve popüler inisiyatifleri engelleyerek, teknolojik durgunluğu ve kitlesel pasifizmi körükledi. Siyasi büroya dayanan seçkin maddi imtiyazlar, halkın sosyalist ilkelere dönük inancının altını oyan ve kapitalist değerlerin yayılmasına önayak olan derin eşitsizliklere neden oldu.

Kapitalizm, toplumsal eşitsizlikler üzerinden devam eder; sosyalizm daha geniş eşitlik vasıtasıyla derinleşir. Kapitalizm ve sosyalizmin her ikisinin de verimli, üretici ve yenilikçi işçilere ihtiyacı vardır: ilki, karları maksimize etmek için, ikincisi genişleyen bir refah devletini sürdürmek için.

21. yüzyıl sosyalistlerine 20. yüzyıl dersleri

21. yüzyıl sosyalistinin 20. yüzyıl sosyalizminin başarıları ve başarısızlıklarından alacağı dersler vardır.

İlki: politikalar, halkın çalışma koşullarının yanı sıra yaşam [şartlarını] da geliştirme doğrultusunda hayata geçirilmelidir. Bu kaliteli barınma, hane donanımı, toplu taşıma, çevresel kaygılar ve altyapıya muazzam yatırımlar anlamına gelir. Denizaşırı dayanışma ve misyonlar, sosyalist rejimin başlıca dahili sınıf tabanı için maddi yatırımları arttırmak ve derinleştirmenin yerine önceliğe alınmamalıdır. Dayanışma memlekette başlar.

İkincisi: kalkınma politikaları, hammaddeyi işleme, kitlesel tüketime yönelik (giyim, ayakkabı vs.) kaliteli ürünler üretecek endüstrilere ve tarıma büyük yatırımlar yapma, özellikle temel zorunlu besinlerde kendine yeter hale gelme konusuna özel bir önem vererek, ekonomiyi çeşitlendirme üzerine odaklanmalıdır. Sosyalist ekonomiler hiçbir koşulda, büyük belirsizliklerle malul olan tek ürünlere (şeker, turizm, petrol, nikel) dayanmamalıdır.

Sosyalist bir hükümet, yüksek ekonomik ve kültürel önceliklerine uygun biçimde eğitimi, gelir ve altyapı politikalarını finanse etmelidir; bu, tarım uzmanları ve becerikli tarım işçileri, becerikli inşaat işçileri (tesisatçılar, elektrikçiler, boyacılar) ve sivil mühendisler ve mega-şehirleri dağıtmak ve özel taşıma yerine kamusal taşımayı ikame etmek amacıyla ulaşım işçileri ve kent ve kır plancıları yetiştirmek demektir. Halkın, havanın, suyun kalitesini, gürültü seviyesini ve besinin ulaşılabilirliğini, fiyatlarını ve kalitesini denetlemek üzere seçtiği çevre ve tüketici konseylerini onlar kurmalıdırlar.

20.yüzyıl sosyalist hükümetleri, büyük miktarlarda yardımı (çoğu ilerici bile olmayan!) denizaşırı rejimlere yönlendirerek, çoğunlukla kendi işçilerine yabancılaştılar. Sonuç olarak, “uluslararası dayanışma” adına yerel ihtiyaçlar ihmal edildi. 21. yüzyıl sosyalizminin ilk önceliği, memlekette dayanışmadır. 20. yüzyıl sosyalistleri, yerel faaliyetin önüne geçerek ve pasifliği özendirerek, yukarından “refah”ı vurguladılar –“veren” hükümet ve “alan” kitleler. 21. yüzyıl sosyalizmi, makamlarını kamusal yetkileri vasıtasıyla bireysel serveti çoğaltmak ve korumak üzere kullanan ayrıcalıklı “sosyalist” burjuva bakanlara ve memurlara karşı durmak için özerk sınıf faaliyetlerini özendirmelidir. [Ancak] özerk halk örgütlenmeleri, özel şoförlü Mercedes’lere binerken ve lüks yalılarda, ikinci ve üçüncü yazlıklarında sefa sürerken yüksek maaşlı sanayi işçilerine “ayrıcalıklı” oldukları gerekçesiyle saldıran ve çocuklarını yurtiçi ve yurtdışındaki pahalı ve halka açık olmayan özel okullarda okutan zengin bakanların ikiyüzlülüğünü teşhir edebilir.

Sosyalizm her şeyden önce toplumsal eşitlikle ilgilidir. Gelir seviyesinde, okullarda ve hastanelerde eşitlik; sınıflar arasında ve içinde eşitlik. Toplumsal eşitlik olmaksızın, bütün “çeşitlilik”, “haysiyet” ve “saygı” muhabbetleri anlamsızdır. Kapitalistler de, kendi karlarını ve zenginliklerini etkilemediği sürece “çeşitliliği” destekler. Sosyalistler, zenginliği ve mülkiyeti, siyah ya da beyaz, yerli çiftçi ya da kentli işçi, erkek ya da kadın ve genç ya da yaşlı, bütün işçilere etkili biçimde yeniden bölüştürecek olan gelir ve mülk eşitliğini destekler. Yoksul olmanın ve sömürülmenin “haysiyeti” yoktur; haysiyet mücadeleyle ve toplumsal eşitlik ve yükselen yaşam standartlarına dair sosyalist hedeflere ulaşılmasıyla birlikte gelir.

 
La Hain/Çev. Soner Torlak/sendika.org



  • Paylaş