Inca News Haber Portalı

Inca News Haber Portalı Inca News Haber Portalı

Son Dakika
Güncelleme: 13:49, 14 November 2016 Monday

Vurulan Türk direnişçi liderle ilgili mektup:

Vurulan Türk direnişçi liderle ilgili mektup: "Ümmet bir önderini ve bir yiğidini yitirdi"

Suriye'de bulunan bir savaşçı tarafından yayınlanan yazı, Ebu Kuteybe'nin Şam'ın Fethi Cephesi içindeki rolü ve karakterine ışık tutuyor.


  • Paylaş

ABD, İdlib’de  Şam’ın Fethi Cephesi’nin üst düzey bir Türkiyeli komutanının aracını drone ile hedef aldı. Hayatını kaybeden komutanın Ebu Kuteybe Türki olduğu açıklandı. ABD’nin İnsansız Hava Aracı (Drone) ile aracını hedef aldığı Ebu Kuteybe Türki’nin aracının videosu ve resimleri yayınlandı. Suriye’de son bir aydır silahlı ABD drone uçuşlarında ciddi bir artış gözleniyor. ABD’nin amacı ise Şam’ın Fethi Cephesi liderlerine suikastlar yaparak Şam sahasındaki ağırlığını azaltmak.

Komutan Ebu Kuteybe Türki’nin vurulan aracının videosu:

Ebu Kuteybe Türki Afganistan, Irak ve Suriye’de cihad etmiş üst düzey liderlerden olup, Abdullah el Muhacir mahlasıyla kaleme aldığı “Başından Sonuna Irak Sahası ve IŞİD’e Yönelik Şahitliğim” (tıklayınız) yazısı yayınlanmıştı. 

Öte yandan Suriye'de bulunan bir savaşçı tarafından yayınlanan yazı, Ebu Kuteybe'nin Şam'ın Fethi Cephesi içindeki rolü ve karakterine ışık tutuyor. Muhammed İstanbuli mahlasıyla yayımlanan yazı şu şekilde:

KUTEYBE ABİME ŞAHİTLİĞİM

Bismillahirrahmanirrahim

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’adır. Onun resulüne, ailesine ve sahabelerine salat ve selam olsun.
“Mü'minlerden öyle yiğitler vardır ki, Allah ile yaptıkları ahide sadakat gösterdiler; böylece onlardan kimi adağını gerçekleştirdi, kimi beklemektedir. Onlar hiç bir değiştirme ile (sözlerini) değiştirmediler.”
Allahu Teâlâ bir kulunu sevdiğinde meleklerine o kulunu sevmelerini söyler, onların bu sevgileriyle o kul hakkında yeryüzünde bir kabul ve sevgi oluşur. Kuteybe abi de –bu güne kadar hiç istisnasını görmediğim- herkesin kendisini çok sevdiği bir kişiydi. Bunun gerçekleşmesi için sadece çok kısa bir süreliğine onunla vakit geçirilmesi yeterli olurdu. Daha öncesinde gıyabında tanıyıp hakkında çok olumlu şeyler duymamla birlikte ilk karşılaşmamız 2009 senesinde bir medresede oldu. Daha önce cihad ve cemaatleşme hakkında bir şeyler bildiğimizi zannederken, bu abiyle tanıştıktan sonra bu konularda hiçbir şey bilmediğimizi, bildiklerimizin de ya yanlış ya da çok yüzeysel olduğunu gördüm. Bir gece misafirimiz oldu ve uzun birkaç sohbetten sonra artık Türkiye’de kalmamızın doğru olmadığına ve cihad için hazırlıkların gerekli olduğuna kanaat getirdim ve kısa bir süre içerisinde Veziristan için yola koyuldum.

Veziristan’a vardığımda, bu abimizin söyledikleriyle amel ederek benden önce oraya vardığını gördüm. Sık sık Müslümanların toplanma yerlerinin cihad sahaları olması gerektiğini söylerdi. Sahaya gelir gelmez oranın büyük şeyhleriyle irtibata geçti ve saha hakkında gerçekçi malumatlar almaya başladı. Bu malumatların bir kısmını kardeşlerle paylaşarak onları bilinçlendirirdi. Saha hakkında raporlar tutar ve gelişmeleri Irak deneyimleriyle kıyaslardı. Eyleme geçilmesi gerektiğini ve yapılan eylemlerde daha önce yapılan hataların tespit edilip tekrarlanmaması gerektiğini söylerdi.

Onun ahlakı ise daha önce bir benzerini görmediğim derece yücelikteydi. Sabah akşam zikirleri vaktinde insanlardan uzaklaşır zikirlerini yapardı. Kardeşlerle birlikte olduğunda, onlara nasihat eder, ya Kuran okuma ya da silahlarını temizlemeyle meşgul olmalarını tembihlerdi. Bir keresinde kampımıza geldi ve sabır hakkında nasihatlerde bulundu, söyledikleri hala kulaklarımda çınlamaktadır. Daha önce hiçbir hocamdan duymadığım kıymette nasihatlerdi bunlar. Kamp sorumlumuz bir Tacik olmasına rağmen onun davranışlarını gördükten sonra özel olarak bana; “onun gibi ahlaka sahip olan birisini daha önce görmedim.” demişti. İbadetlerine olan düşkünlüğü ise bu yönünden aşağı değildi. -Çocukluğunda alınlarına ısıtılmış metal bastırılan Mısırlıların dışında- secdeden ötürü alnının nasır tuttuğunu gördüğüm ender şahıslardandır. Onun Allahu Teâlâ ile çok güçlü bir bağı olduğunu hemen anlayabilirdiniz.

Şeyh Atiyyetullah ile birkaç görüşmeden sonra onunla kalıp birlikte vakit geçirmeyi önerdi. Bu vakitler onun için hem bir dönüşüm hem de çok eğitici vakitlerdi. Zaman zaman fırsat buldukça bu dönüşümleri bizimle de paylaşırdı. Daha önceki Irak deneyimindeki hataların farkına varıp cihadda nasıl adımlar atılması gerektiğini, ümmet ile kucaklaşmanın kaçınılmaz olduğunu, ümmetinden kopuk yaşayan bir cemaat ya da örgütün sonunun akametle biteceğini geçen zamanlarla birlikte daha iyi benimsiyordu. Sahada bulunan münferit cemaatlerin, tefrika oluşturmaları bir yana sahaya bir katkı sağlayamadıklarından yakınırdı. Bu gün şeyhlerin hatalarını eleştirenlerin bu ümmete ne sunabildiklerini sorardı. Onun için cihad sahalarındaki en doğru tutum, sahayı en iyi tanıyan, ümmete sunacakları bir projesi bulunan cemaatlerin desteklenmeleri doğrultusundaydı.

En fazla önemsediği konulardan birisi de emniyetti. Genel olarak Müslümanların, özelde ise mücahidlerin emniyetlerine dikkat etmeleri gerektiğini her fırsatta tembihlerdi. Bu konuda çok harika çalışmalar yaptı. Esrar vb. programları kardeşlere öğretir ve bu tedbirleri aralarında yaygınlaştırmalarını öğütlerdi. Emniyet onunla adeta özdeşleşmişti. Kâfirleri üzerimize güldürmeyelim, aldığımız tedbirlerle onları daha fazla kızdıralım derdi. Bir keresinde evinin önüne konulan kamerayı söktüğünü ve istihbaratın bunu fark etmesi üzerine evine gelip istediğini ve onun da kendisinde onlara verecek bir kamera bulunmadığını söylediğini aktarmıştı. Aracına taktıkları takip cihazını araçtan çıkarıp eve koyup rahat rahat gezdikten sonra tekrar aracın aynı yerine takarak onlarla alay ettiğinden bahsetmişti. Yine yakalanan bilgisayar ve hard disklerinden hiçbir şey çıkmaması üzerine çıkarıldığı mahkemeden beraat kararı almıştı. Bilgisayarı birçok aşamalı şifreleme ve anti virüs programlarıyla doluydu. Bilgisayarlarına casus yazılımların bulaştığı kardeşler onun yanına gelirlerdi. Tüm bu emniyet uygulamalarını hiçbir üşengeçlik göstermeden yapardı. Hayatımda gördüğüm en prensip sahibi insanlardan birisiydi.

Şam cihadının başlamasıyla bu cihadı uzak takip etmenin doğru olmadığı kanaatine vararak sahaya katıldı. Birçok açıkları bulunan bir saha böyle bir şahsiyeti yabana atamazdı. Sahada bulunan üst düzey yöneticilere nasihat ve önerilerde bulunuyor, emniyetleriyle ilgili onları bilinçlendiriyor, yapılanma, örgütlenme ve idareyle ilgili kısa sunumlarda bulunuyordu. Burada da ondan en sık duyduğumuz yönlendirmelerinden birisi de, sahada bulunan mücahidlerin ümmetle bir araya gelmesinin gerektiği, Şam sahasının bunun için bir fırsat olduğu ve bunun adımlarının diğer tüm uygulamalarının önüne geçirilmesinin gerektiği yönündeydi. Bu sahada daha önceki sahalarda yakalayamadığımız bir fırsatı ele geçirdiğimizi, artık ümmetle iç içe olduğumuzu, düşmanlarımızın ise bizi ümmetten ve diğer gruplardan izole etmek için birçok planlar yaptığını söylerdi. Onun bu konulardaki açıklamaları hem gerçekçi hem doyurucu hem de cihadla geçen yılların birikiminin bir sunumuydu. Söylediği her bir sözcüğü mücahidler için temel prensipler niteliğindeydi. Benim gibi birçokları cihadın siyasi boyutunu ve farklı alanlarını ondan öğrendi.

Bir sabah yine bu türden sohbetlerde bulunmak ve nasihatler almak için İdlib’e onun yanına gittik. Doğrudan evine gitmektense önce merkeze uğrayıp nerede olduğunu sorduk. Bilmiyorlardı. Ancak gökyüzünde üç Drone bulunduğunu, çok yakından uçtuklarını ve biz gelmeden on beş dakika önce bir yeri vurduğunu söylediler. Öğle namazını kıldıktan sonra oradan ayrıldık ve abinin evine gittik. Evinde yoktu. Belki oğlu çıkar diye kapıyı tıklattık. Kapı içeriden de tıklatıldı ve biz de evde erkek olmadığını anladık. Oradan ayrıldık ve alışık olmadığımız üzere geldiğimiz güzergâhın aksi yönüne hareket ettik. İlk kavşakta bir bombardıman eserine rastladık. Ancak bu tür görüntüler İdlip’te o kadar garipsenecek görüntüler değildir. Rusya sivil halkın üzerine yaptığı ağır bombardımanlarla insanları bu tür görüntülere alışır hale getirdi. Olay mahallinde arabayı kenara çekip vurulan yere gittik. Olay tazeydi, ancak enkazlar kaldırılmıştı. Düşen roketlerden birisi asfalta girmiş ve muhtemelen patlamamıştı. Üzerinde İngilizce yazılar bulunduğundan bunun Amerikan işi olduğunu anladık. Orada bulunan mücahid yüzlü kardeşlere sorular sorarak olay hakkında bilgi aldık. Beyaz bir panelvan olduğunu söylediler, yani araba abinin arabasıyla aynıydı.

Hemen merkeze geri döndük. Kardeşleri bilgilendirip konu hakkında araştırma yapmalarını istedik. Gelen bilgiler onun olduğunu doğruluyordu ancak kesin değildi. Birkaç saat sonra tekrar olay mahalline gittik. Yol güzergâhında tanıdık birisiyle karşılaştık ve şehidin Kuteybe abi olduğunu öğrendik. Evine çok yakın bir yerde şehid edilmişti. Gözü yaşlı küçük oğlunu gördük. Bizi görünce hemen gözünü bizden kaçırdı ve ağladığını gizlemeye çalıştı. Kuteybe abi şehid olmuştu. Bunca yıl verilen bir cihad ve bilinçlenme mücadelesinden sonra canını rabbine teslim etmişti. Bu bizim en için çok büyük bir kayıp, onun için ise çok büyük bir kazançtı.

Rabbim şehadetini kabul etsin, onu Firdevsi-âlâ’da nebilerle, salihlerle ve şehidlerle birlikte haşretsin. Ailesine sabırlar bahşetsin. Kalp hüzünlenmekte, göz yaşarmakta ve rabbimizin razı olmayacağı bir şey söylemeyeceğiz. Ümmet bir önderini ve bir yiğidini yitirdi, ancak Allah dini devam edecektir. Allah düşmanları bu dinin nurunu söndürmek için tüm teknolojilerini kullansalar da, türlü türlü aldatıcı ittifaklar kursalar da, Allah nurunu tamamlayacaktır. Yitirdiğimiz her bir şehidimiz ümidimizi daha da artırmakta, yolumuzun doğruluğunu daha da ispatlamaktadır.

Rabbimiz, günahlarımızı ve işlerimizdeki aşırılıklarımızı bağışla. Ayaklarımıza sebat ver ve kâfir kavme karşı bize yardım et.

Muhammed İstanbuli

Vurulan araçtan görüntüler:

44

43

 

 




  • Paylaş